SEKTÖREL ÖNCELİKLER

Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi

Avrupa Komisyonu; 2014 yılında “Yapı Sektöründe Kaynak Verimliliği Olanakları” ile ilgili bir bildiriyi benimsemiştir. Bu bildiri; binaların çevresel performansını değerlendirmek için ortak bir yaklaşım için çalışmak ve inşaat & yıkıntı atıkları ile mücadele etmek olmak üzere 2 ana konuya odaklanmıştır. Buna ek olarak, ilgili performans göstergelerini tanımlamak için aşağıdaki 6 altı makro-hedefin bina düzeyinde önerilmiştir.

  • Yaşam döngüsü enerji kullanımından kaynaklanan sera gazı emisyonları
  • Kaynak verimli malzeme ömrü döngüleri
  • Su kaynaklarının verimli kullanılması
  • Sağlıklı ve konforlu alanlar
  • İklim değişikliğine dayanıklılık
  • Optimize edilmiş yaşam döngüsü maliyeti ve değeri

2016 yılında, ilk taslak gösterge önerilerinde paydaşlardan gelen geri bildirimler doğrultusunda konu görüşülmeye başlamıştır.
Çimento ve beton endüstrisinde bir binanın gerçekten sürdürülebilir olabilmesi için, binanın tüm yaşamı boyunca sosyal, ekonomik ve çevresel tedbirler arasında bir dengenin korunması gereklidir. Bu nedenle, binalar ile ilgili olarak geniş bir gösterge grubu üzerinde yapılan değerlendirmenin en uygun yaklaşım olacağı ve bu nedenle konunun CEN / TC 350 Sürdürülebilir Yapılar grubu tarafından ele alınmasına karar verilmiştir. 
Belirlenen göstergeler açısından CEMBUREAU tarafından; tüm Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (Whole Life Cycle Assessment) ve Tüm Yaşam Döngüsü Maliyet Metodolojilerinin (Whole Life Cycle costing methodology) bir binanın sürdürülebilirliğini değerlendirmenin en güvenilir ve doğru yolları olduğu vurgulanmaktadır.

Binalarda beton kullanılması, betonun yüksek termal kütlesi sayesinde enerji verimliliğine katkıda bulunmaktadır. Betonarme ve yığma yapılarda termal kütle; sıcak havalarda rahat bir yaşam çevresi sağlamaya yardımcı olup, aşırı ısınma problemlerini azaltırken; daha soğuk havalarda güneş ışığından elde edilen ısıyı emerek ısıtma enerjisi ihtiyacını düşürmektedir. Bu durum, enerji tasarrufu sağlarken bina sakinleri için daha uygun bir iç ortam yaratır. Modern binalarda, sıcak veya soğuk su veya havanın betona gömülü boruların içinden aktığı “termal olarak aktif” bina sistemleri, bu etkiyi daha da artırabilir. Enerji depolama etkisi sayesinde termal kütle, binalarda yenilenebilir enerjinin daha fazla kullanılmasına da katkıda bulunabilir. Ayrıca, hava geçirmezliği ve dayanıklılıkları sayesinde beton binaların enerji tüketimi yaşamları boyunca giderek azalmaktadır.

EPBD’nin revizyonu kapsamında; yüksek termal kütleli yapı malzemelerinin termal kapasitesinin binaların enerji performans değerlendirmesi yapılırken göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Akıllı yapı göstergelerinden biri olarak; binaların enerjiyi depolamaları ve elektrik şebekesinin ihtiyaçlarına cevap vermeye hazır olmaları da istenen bir durumdur. Bu durum sayesinde konut başına CO2 salınımının %25’e kadar azaltılmasının mümkün olabileceği öngörülmektedir.