SEKTÖREL ÖNCELİKLER

Emisyon

Çimento fabrikaları, çevre mevzuatı kapsamında yıllardır gerekli tüm izin ve lisanslara sahiptir. 2010 yılında yürürlüğe giren ve tüm izin/lisansları tek başlık altında birleştiren “Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin ve Lisanslar Hakkında Yönetmelik” gereğince alınması gereken “Çevre İzin/Çevre İzin ve Lisans Belgesi” ise hemen hemen tüm fabrikalar tarafından alınmıştır.

Çimento fabrikaları, Bakanlıktan çevre izinlerini alabilmek için “Çevresel Ölçümler” yaptırmaktadır. Bu ölçümler Yönetmeliklerde öngörülen periyotlarda tekrarlanmakta, izin aldıktan sonra da bacalarda sürekli ölçüm cihazlarıyla kontrol ölçümleri sürdürülmektedir. Sürekli ölçüm cihazlarının kalibrasyonları da yine mevzuatta öngörülen sıklıkta tekrarlanmaktadır. Sektörün tüm çevresel ölçümleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yetkilendirilen “bağımsız akredite laboratuvarlar” tarafından yapılmaktadır.
 
“Atıkların Yakılmasına İlişkin Yönetmelik” uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan yetki almış akredite laboratuvarlar tarafından deneme yakması yapılmakta ve sonrasında periyodik ölçümler yapılmaktadır.

Türk Çimento Sektörü Pozisyonu 

1993 yılında ve sonrasında 2004 yılında TÇMB ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı arasında “Çimento Sanayi Çevre Deklarasyonları” imzalanmıştır. Bu deklarasyonlara göre çimento sanayi, emisyon değerlerini yönetmeliklerde belirtilen sınır değerlerin daha da alt seviyelerde sınırlandırmayı kabul etmiştir. Deklarasyonların imzalandığı yılları takip eden yıllarda sektör emisyon kontrolü konusunda gerekli yatırımları yapmış, proseslerini iyileştirmiş ve tüm çevresel izinlerini tamamlamıştır. Hatta, yeni çevre mevzuatına uyum sağlayabilmek için birçok alanda pilot çalışmalar yürütmüştür.  Çevreye uyum sağlama konusunda Bakanlıktan izin süreçlerini tamamlayan ilk sektör olmuştur.

Son yıllarda yapılan torbalı filtre yatırımları ile birçok tesiste yasal limitlerden çok daha düşük emisyonlar sağlanmaktadır. 

2018 yılı itibari ile düşürülen azot oksit emisyonlarını sağlamak üzere birçok tesiste, amonyak sarfiyatı olan azot oksit indirgeme sistemleri kurulmuştur. Türkiye, NOx giderme tesisleri sarf malzemesi olan amonyağın ithalatçısıdır. İşletme esnasında, ithal sarf malzemesi olan amonyağın tedarik maliyetlerine ilave olarak lojistik sorunlar yer almaktadır. Amonyak üretim tesisleri Marmara ve Akdeniz Bölgesindedir. Karadeniz ve Doğu Anadolu gibi bölgelerde yer alan tesislere 1000 km’den daha uzak mesafelerden taşıma yapılması gerekecektir.

TÇMB ve sektör temsilcileri önümüzdeki yıllarda yürürlüğe girecek olan Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrol Yönetmeliği çalışmalarını yakından takip etmektedir.

Bu kapsamda aşağıdaki belgeler incelenmiştir:

  • Mevcut En İyi Teknikler Referans Belgesi: 2010/75/EU Sayılı AB Endüstriyel Emisyonlar Direktifi kapsamında çimento sektörü için Mevcut En İyi Tekniklere İlişkin Referans Belgesi (2013)
  • MET Sonuçları 2010/75/EU Sayılı AB Endüstriyel Emisyonlar Direktifi kapsamında Mevcut En İyi Tekniklerin Uygulanmasına Yönelik Sonuçlar (Mart 2013)

AB mevzuatı gereklerinden daha da ileride olmayan, ülkemiz gerçeklerini yansıtan, maliyetleri gözeten kurallar oluşturulması önem taşımaktadır. Örneğin, önümüzdeki yıllarda, 200-450 mg/Nm3 olan aralığın ülkemizde uygulanmasının neden olacağı ilave işletme maliyeleri ve ülkemiz şartlarında yaşanacak ithalat/lojistik sorunları dikkate alınması önem taşımaktadır.