SEKTÖREL ÖNCELİKLER

Biyolojik Çeşitlilik

MADEN SAHALARININ REHABİLİTASYONU

Türk çimento sektörü, 2017 yılında toplam 132.274.664 ton hammadde tüketmiştir. Bunların 127.959.260 tonu doğal malzemeler, geriye kalan 4.315.404 tonu ise kömürle üretim yapan termik santrallerden, sülfürik asit üretiminden veya demir çelik endüstrisi atıklarından elde edilen doğal olmayan malzemeler ve EF tozlarıdır.

Hammaddelerini büyük oranda doğadan elde eden çimento endüstrisi, hammadde sahalarında ve çevrelerinde madencilik faaliyetleri nedeniyle doğal, ekolojik ve sosyal etkiler yarattığının bilincindedir. Öte yandan ekonomik kalkınma için de sanayinin sürdürülebilirliği esastır. Bu farkındalık ile sektör, bozulmasından sorumlu olduğu tüm sahaların türler bazında doğal yapılarının yeniden düzenlenmesi, doğal dengenin kurulması, insanların ya da diğer canlıların yeniden güvenle yararlanabileceği hale getirilmesi konusuna hassasiyetle yaklaşmakta ve sürdürülebilir arazi yönetim uygulamalarını ön planda tutmaktadır. Çimento sektöründe sürdürülebilir arazi yönetimi uygulamaları genel anlamda maden sahalarının rehabilitasyonunu, çalışanların bilinçlendirilmesini, ulusal ve uluslararası iyi uygulama örneklerinin, farklı uygulama teknolojilerinin ve ilgili mevzuatın takibini içermektedir.

Bu kapsamda, üyeleri tarafından yıllardır yürütülmekte olan rehabilitasyon faaliyetlerinin yanısıra, 2013 yılının ikinci yarısında Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği öncülüğünde, çimento sektörü hammadde sahalarının rehabilitasyonu konusunda çalışmalar yapmak üzere Orman Genel Müdürlüğü, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Maden İşleri Genel Müdürlüğü ile işbirliği başlatılmıştır. Çalışmaların ilerlemesi ile birlikte ocak rehabilitasyonu konusunda etkinliğin, bilinçli yaklaşımın artırılmasına yönelik olarak 2014 yılından bu yana ilgili STK’larından da teknik destek alınmaktadır.

Çalışmalar dahilinde TÇMB, Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi Çimento Sürdürülebilirlik Girişimi tarafından hazırlanmış olan Ocak Rehabilitasyonu Kılavuzu ile Biyoçeşitlilik Yönetim Planı Kılavuzu’nun Türkçe çevirilerini tamamlamıştır. TÇMB, ayrıca, sektörümüzde hem ulusal mevzuat gereği hem de sahip olunan farkındalıkla halihazırda yürütülen “doğaya yeniden kazandırma” çalışmalarında doğru planlama yapmak, harcanan zamanı ve maliyeti etkin kullanmak, rehabilitasyon örneklerinde alternatifler yaratmak ve böylece doğru çevresel kazanımları sağlayabilmek amacıyla başta çimento sektörü olmak üzere tüm madencilik sektörünün kullanımına sunulması planlanan rehber niteliğinde bir döküman yayınlama hazırlığındadır.

TÇMB, üyesi olduğu Avrupa Çimento Birliği (CEMBUREAU) aracılığı ile rehabilitasyona ilişkin Dünya’daki, AB’deki ve ulusal seviyedeki tüm uygulama ve mevzuat gelişmelerini, vaka çalışmalarını, etkinlikleri yakından takip etmektedir. Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi Çimento Sürdürülebilirlik Girişimi, Uluslararası Doğa Koruma Birliği ve Avrupa Agrega Birliği vb. ilgili tüm paydaşlar ile yürütülen girişim ve işbirlikleri de bu takibin bir parçasını oluşturmaktadır.

TÇMB, maden sahalarının rehabilitasyonuna ilişkin olarak tüm ulusal ve uluslararası toplantı, panel, sempozyum gibi etkinliklere katılım sağlayarak iyi uygulama örneklerini paylaşmayı ve öncü rolünü korumayı da bir misyon olarak kabul etmektedir.

Rehabilitasyon uygulamalarında bilimsel verilere dayalı proje hazırlanması ve uygulanması gerektiğine ve paydaşların sürece dahil edilmesinin önemli olduğuna inanıyoruz. Bununla birlikte, geniş perspektifte, maliyet etkin bir yaklaşım ile üretimle eşzamanlı rehabilitasyonu destekliyoruz. Ancak, bu noktada ruhsatlandırılmış bir saha içerisinde farklı kurumlardan alınan çalışma izinlerinin, uzun dönemli faaliyetler dikkate alınarak daha büyük alanlar için verilmesi yönünde bir mevzuat altyapısı oluşturulmasının, rehabilitasyon planlarının gerçeğe uygun olarak hazırlanmasında ve yürütülmesinde katkı sağlayacağını vurgulamak istiyoruz.

Bu noktada, sektör olarak rehabilitasyon uygulamalarında sergilediğimiz öncü ve vizyonel yaklaşımla, Çevresel Etki Değerlendirmesi tanımının tüm yönetmeliklerde ortak olduğuna dikkat çekerek özellikle ilgili kurumların işbirliğinde ortak bir ulusal mevzuat altyapısının oluşturulmasını önermekteyiz. MAPEG’den alınan izinlerde Çevre ile Uyum Planı, Orman Genel Müdürlüğü’nden alınan izinlerde Rehabilitasyon Projesi, ÇED aşamasında da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na Doğaya Yeniden Kazandırma Projesi sunulması yerine, aynı amaçla hazırlanan bu projelerin daha uygulanabilir, planlı ve entegre şekilde ÇED sürecinde tek bir proje olarak hazırlanmasının ve bütün kamu kurumlarında da bu projenin geçerliliğinin sağlanmasının önünü açmanın, şirketlerin rehabilitasyon faaliyetlerine ilgilerini ve uygulamaya yönelik motivasyonlarını arttıracağı, ayrıca birden çok proje olmasından kaynaklanan proje ve fiili uygulama farklıklarını önleyeceği öngörülmektedir. 

Özetle, Türk çimento sektörü çevreyi vazgeçilmez öncelikleri arasında gören bir sektör olarak, maden sahalarının doğaya yeniden kazandırılmasını önemsemekte, teknik uygulamaları ile her geçen gün ekosistemini sürdürülebilir kılacak yeni olumlu adımlar atarak bu yaklaşımı desteklemektedir. Bu çerçevede çimento sektörü, günümüzde rehabilitasyonun sadece çevresel değil, sosyal, ekonomik ve en önemlisi de kültürel bir anlayış olduğunu benimseyen öncü bir vizyonla geleceğini şekillendirmektedir.