ATIK ISI GERİ KAZANIMI (WHR)

T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2017 Yılı Genel Enerji Denge Tablosu verilerine göre tüm sektörlerde enerji tüketimi toplam 111.412 Bin TEP olup, 35.329 Bin TEP enerji, sanayi sektörü tarafından tüketilmektedir. Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen sektörel kıyaslama çalışması verilerine göre çimento sektörü 2017 yılında 6.603 Bin TEP’lik tüketimi ile toplam enerji tüketiminin % 5,93’ünü, sanayi sektörü tüketiminin de % 18,69’unu oluşturmaktadır.

Bir birim ürün üretmek için gerekli olan enerji maliyetinin en aza indirilmesi, özellikle enerji yoğun endüstriyel işletmelerin sürdürülebilirliklerinin sağlanmasında en önemli faktörlerin başında gelmektedir. Sanayi sektöründe ülkenin ikinci büyük enerji tüketicisi konumundaki çimento endüstrisinde maliyetlerin ortalamada % 70’i toplam enerji tüketiminden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, enerji yoğun bir sektör olarak çimento endüstrisi, gerek sürdürülebilirlik gerekse de ulusal seviyede enerji tüketiminin azaltılması ve çevre politikaları yönünden enerji verimliliğini ilke edinmektedir.

Sektörümüz, bu doğrultuda, fizibilitesi uygun fabrikalarında, fırın girişi öncesinde kademeli ön ısıtıcı kulelerden, fırın çıkışında da soğutma ünitesinden oluşan yeni nesil döner fırın sistemlerinde hem ön ısıtmadan hem de klinker soğutmadan baca yoluyla dışarıya atılan ısının elektriğe dönüştürülebildiği atık ısı geri kazanım tesisleri için yatırımlarını her geçen gün artırmaktadır. Bu kapsamda, sektörün çatı kuruluşu olan Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği de hem üyelerinin farkındalığını arttırmak hem de teknik ve ekonomik açıdan yatırım alternatiflerinin tanınmasını sağlamak amacıyla çeşitli yayınlar hazırlamakta, paydaşları ile bilgilendirme seminerleri düzenlemekte, bu sayede bir verimlilik uygulaması olarak benimsenen atık ısı geri kazanımı tesis yatırımlarını teşvik etmeye yönelik destekleyici tutumunu ortaya koymaktadır.

Bir çimento fabrikasının toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık % 25’ini karşılayabilen WHR tesisleri sayesinde satın alınan elektrik tüketimi azaltılmakta, arz güvenliğinin sağlanmasına katkı konulmakta ve enerji üretiminde fosil yakıt kullanılmadığı için hem kaynaklar korunmakta hem de seragazı emisyonları azaltılmaktadır. Ayrıca, enerji fiyatlarındaki yüksek artış riskinin kontrol edilebilir olması, yerinde üretim ve yerinde tüketim imkanı nedeniyle enerji kayıplarının minimuma indirilmesi ve hat yatırımı ihtiyaçlarının azaltılması da atık ısı geri kazanımı tesis yatırımlarının sağladığı diğer bazı avantajlardır.

Fizibilitesi genel olarak hammadde rutubeti, elektrik fiyatı, çimento tüketimi, ülke politika ve stratejileri ile enerji arz güvenliği gibi alt başlıklara dayanan atık ısı geri kazanımı tesisi yatırımlarından devreye alınanlar 2019 Temmuz ayı itibariyle 14 fabrikada 23 hat ile toplam 129,2 MW gücündedir. Bu rakam yaklaşık 517.000 hanenin günlük elektrik tüketimine karşılık gelmektedir. 

Toplam 2 hatta 15 MW elektrik üretimine imkan tanıyacak 2 fabrikaya ait yatırımların da önümüzdeki birkaç yıl içinde devreye alınmaları planlanmaktadır. 5 fabrika ise toplam 6 hatta 25,5 MW’lık üretim için fizibilite çalışmaları yürütmektedir. Bu rakamlarla, atık ısıdan elektrik üretimi için ilk yatırım çalışmalarının başladığı 2007 yılında öngörülen toplam 270 MW kapasitenin, devreye alınan yatırımlar ile % 48 oranında gerçekleştiği görülmektedir.

Kalan 141 MW’ın daha devreye alınabilmesi halinde yeni bir santral ihtiyacı olmaksızın yıllık yaklaşık 1 milyon MWh ilave enerji üretilebilecektir. Bu sayede yaklaşık 1,1 milyon hanenin günlük elektrik tüketimine karşılık gelen enerji tasarruf edilmiş olacaktır. Bununla birlikte, CO2 emisyonlarında da yıllık yaklaşık 740 bin ton azaltım sağlanabilecektir. Dolayısıyla proses gereği atmosfere atılacak sıcak gaz enerjisinin, ülkemizde her geçen gün artan enerji talebine karşılık yeni santrallerin inşa edilmesi yönündeki ihtiyacı azaltıcı etkide oldukça önemli bir potansiyel kapasite olduğu dikkatlerden kaçmamalıdır.