DUYURULAR

TÇMB 2010 Yılı Eğitim Programı Güncellenmiştir  (02.09.2010)...

2010 yılı Mayıs ayı çimento ve klinker istatistikleri sitemizde yayınlanmıştır....

Mayıs 2010 tarihli Çimento BREF Kılavuzuna erişim için tıklayınız....

AB tarafından kabul edilen metin için tıklayınız....

Türkiye 2009 yılında  Avrupa’nın en büyük, Dünya'nın ise 5. en büyük çimento üreten ülke...

Çimento üretimi animasyonu güncellendi. Erişim için tıklayınız....

Türkiye'deki çimento fabrikalarına ait harita yayınlanmıştır....

“İGEME İhracat Günlüğü” linkine erişim için tıklayınız....

Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği, 01 Nisan 2010 Perşembe günü yıllık değerlendirme toplantısı düzenledi...

2009 yılı çimento ve klinker istatistikleri sitemizde yayınlanmıştır....

20 Şubat 2010 tarihinde gerçekleşen Genel Kurul Toplantısı'nda seçilen yeni Yönetim Kurulu göreve başladı....

TÇMB 52.Genel Kurul Toplantısı 20 Şubat 2010 tarihinde Ankara'da ÇEİS binasında gerçekleştirildi...

Ar-Ge Direktörlüğü 2010 yılı yeni fiyat listesi yayınlanmıştır....

TÇMB Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi 12 Aralık 2009 tarihinde açıldı....

Doç.Dr. Ömer Kuleli tarafından yazılan "Çimento Mühendisliği El Kitabı" yayınlandı.....

 

Sıkça Ziyaret Edilenler

 

AB Katılım Sürecinde Çevre ve İklim Değişikliği Konusu TOBB’da Masaya Yatırıldı

Türkiye’nin AB Katılım Süreci ve BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, kapsamında yürütülen çalışmaların anlaşılması ve iş dünyasının sürece katkısının sağlanması amacıyla, “Kamu ve Özel Sektör İklim Değişikliği Konferansı” düzenlendi. TOBB ile Çevre ve Orman Bakanlığı’nın işbirliğinde düzenlenen toplantının açılışında konuşan TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, AB Entegre Uyum Stratejisi’ne göre uyum süreci maliyetinin yaklaşık 60 milyar Avro olduğunu hatırlatırken, sektörlerin ve şirketlerin intibak maliyetlerinin hesaplanmasında birlikte çalışılması gerektiğini vurguladı.

Konferansa; TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ile TOBB Başkan Danışmanı ve Avrupa Komisyonu Eski Başkan Yardımcısı Günter Verheugen katıldı.

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu konuşmasına söz konusu konferansın düzenlenmesinde sağladığı destek ve işbirliği için, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’na ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ederek başladı.

Türkiye’nin; insanların sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşayabilmesi, sürdürülebilir kalkınma hedefinin gerçekleştirilmesi ve dünya standartlarında bir çevre politikasına sahip olması için yoğun bir çaba içerisinde olduğuna işaret eden Hisarcıklıoğlu, “Herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı, Anayasamızla teminat altına alınmıştır. Bu hakkın korunması hedefini, vatandaş olarak, işadamı olarak ve iş dünyasının çatı kuruluşu olarak daima destekliyoruz” dedi.

Sürdürülebilir kalkınmanın teşvik edilmesi, çevrenin korunması ve iklim değişikliği ile mücadele gibi konuların, bugünün olduğu gibi, geleceğin de temel meseleleri olacağını bildiren TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, “Dolayısıyla, çevreyi koruma, iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma iş dünyamızın da öncelikleri arasında yer almaktadır. Bu konuların stratejik bir yaklaşımla, ülkemizin ekonomik ve sosyal gelişmesine katkı sağlayacak ve toplumun her kesiminin kazanacağı bir yaklaşımla ele alınması gerekir” diye konuştu.

-“Çevre müzakereleri zor ve ciddi bir yapısal değişimi gerektirmekte”

M. Rifat Hisarcıklıoğlu şöyle konuştu:

“Türkiye, aralarında BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü’nün de yer aldığı çevre konusunda çok sayıda uluslararası sözleşmeye taraftır.

Biraz önce de belirttiğim gibi, Türkiye aynı zamanda, 21 Aralık 2009 tarihinde, “Çevre” faslında Avrupa Birliği ile müzakereleri başlatmıştır.

Hepimiz biliyoruz ki, Avrupa Birliği’nin “Çevre” müktesebatına uyum konusu, teknik olarak zor ve aynı zamanda ciddi yapısal değişimi gerektirmektedir.

Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan “Avrupa Birliği Entegre Uyum Stratejisi”ne göre, uyum süreci, yaklaşık 60 milyar Avro tutarında bir yatırım zorunluluğunu beraberinde getirmektedir.

Avrupa Birliği’ne son katılan ülkelerin deneyimlerinden biliyoruz ki, çevre faslında, yatay mevzuat uyumunda olmasa da, maliyetli yatırımları gerektiren alanlarda, iyi geliştirilmiş uygulama planlarına ve sağlam gerekçelere dayanması halinde, geçiş süreleri elde edilebilmektedir.

Diğer taraftan, Birlemiş Milletler şemsiyesi altında yürütülen, İklim Değişikliği müzakereleri, geçen yıl Kopenhag’da 15 incisi gerçekleştirilen Taraflar Konferansı ile aslında bir anlaşma metnine bağlanmak istenmiş, fakat bu girişim başarısız olmuştur.

Bununla birlikte, uluslararası bağlayıcılığı olan bir anlaşma metninin oluşturulması için çalışmalar sürdürülmektedir.

İlginç olan husus, Türkiye’nin BM çerçevesinde yürütülmekte olan müzakerelerde, teknik deyimiyle Ek 1 ülkeleri arasında yer almasıdır.

Bunun anlamı, Türkiye’nin 2012 yılından itibaren karbondioksit emisyonlarında azaltım yükümlülüğünün olması ve kurulması öngörülen “Çevre Fonu”nda, yararlanan ülke değil, “donör” ülke konumunda olma ihtimalini doğurmaktadır.”

-“Geniş bir çevre gündemiyle karşı karşıyayız”

Avrupa Birliği ile müzakerelerde, “Çevre” faslındaki kapanış kriterleri göz önünde bulundurulduğunda, iklim değişikliğini de kapsayan daha geniş bir çevre gündemi ile karşı karşıya olunduğunu belirten Hisarcıklıoğlu şunları kaydetti:

“Tarama raporuna baktığımızda, Türkiye olarak Avrupa Komisyonu’na, “Katılım tarihinde, çevre müktesebatını üstlenmede bir zorluk beklemediğimizi” ifade ettiğimizi görüyoruz.

Bu yaklaşımı biz doğrusu anlayamıyoruz. Sayın Verheugen sanırım bizi teyit edecektir;“çevre faslına” uyum konusunda herhalde Türkiye kadar cesur başka bir ülke çıkmamıştır.

Bir kez daha altını çizmek istiyorum ki, telaffuz ettiğimiz uyum maliyeti yaklaşık 60 milyar Avrodur.

Gerçi Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne verdiği müzakere pozisyonunun içeriğini bilmiyoruz. Ancak, umarım, tarama raporundaki iyimser yaklaşım, müzakere pozisyonunda daha rasyonel bir temele oturtulmuştur.

Hepimiz biliyoruz ki, 1990 yılından itibaren ülkemizin ekonomik kalkınma sürecine bağlı olarak, kişi başına karbondioksit salımı artmakla birlikte, Türkiye’de 2007 yılında bu miktar 5,3 ton iken, aynı miktar AB’de 10,2 ton, OECD’de ise ortalama 15 tondu.”

-“Enerji verimliliğinin üzerinde durulmalı”

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin AB katılım süreci, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği sözleşmesi ve Kyoto Protokolü çerçevesinde, iklim değişikliği konusunda ciddi bir gündemle karşı karşıya olduğuna değinerek, AB’nin iklim değişikliği için belirlediği, 20-20-20 stratejisini katılım müzakerelerimizin dışında tutmanın mümkün olmadığını anlattı.

Türkiye’nin enerjinin % 20’sinin yenilenebilir kaynaklardan sağlanması hedefine halihazırda çoktan ulaşmış bulunduğunu belirten M. Rifat Hisarcıklıoğlu, 2020’ye kadar % 30 gibi bir orana ulaşmanın amaçlandığını ifade etti.

Hisarcıklıoğlu şöyle konuştu:

“Bu süreç, başta enerji, demir-çelik, madencilik, çimento, cam, ulaştırma, tarım-hayvancılık, inşaat, kağıt sanayi, otomotiv, denizcilik, kimya olmak üzere birçok sektörümüzün geleceğini de yakından ilgilendirmektedir.

Enerji verimliliği bu süreçte üzerinde durulması gereken bir diğer önemli konudur. Enerji verimliliği, girdi maliyetlerinde azalmaya, dolayısıyla rekabet gücü artışına katkı sağlayacaktır.

Zira, bin dolarlık milli hasıla üretmek için 400 litre petrole eşdeğer enerji harcıyoruz. Bu rakam, OECD ülkeleri ortalaması için 200 litre, Japonya ve Danimarka gibi ülkelerde ise sadece 100 litredir.

Daha yakın çalışmamız, daha kurumsal bir diyalog içinde olmamız, teknik düzeyde sürekli birlikte çalışmamız gerekmektedir.

Müzakere pozisyonlarımızda ortak bir anlayış geliştirmek zorundayız. Uyum sürecinin sırasını ve sıralamasını birlikte belirlemeliyiz. Birlikte analiz yapmalıyız.

Geçiş süreci talep edeceğimiz alanlar üzerinde ortak mutabakata varmalıyız. Geçiş sürelerini birlikte hesaplamalıyız.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği olarak, Türkiye’nin ekonomik gelişmesini, şirketler kesiminin güçlenmesini, rekabet gücünün artmasını ve istihdam yaratılmasını düşünmek zorundayız.

Bunu yaparken elbette, ülkemizin iklim değişikliği konusunda, güçlü temelleri olan, kararlı ve Avrupa Birliği katılım sürecimizi destekleyen bir politika takip edilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Biraz önce de belirttiğim gibi, bu politikayı birlikte oluşturmalı ve birlikte, kararlılıkla uygulamalıyız.

Sektörlerin ve şirketlerin intibak maliyetlerinin hesaplanmasında birlikte çalışmalı, maliyetleri karşılamada kaynak bulmalıyız.”

-“Bu çevre ve doğal kaynaklar bize emanet”

Yaşadığımız çevre; doğal kaynaklar ve kültürel değerlerin, bizden sonraki nesle devretmek üzere bizlere bırakılan bir emanet olduğunu bildiren Hisarcıkloğlu, “Emanete sahip çıkmak bizim dinimizde de, kültürümüzde de bir zorunluluktur” dedi.

İş dünyası olarak bu emaneti kendilerinden sonraki nesillere devretmeye, bunun için de kalkınmaya “sürdürülebilir bir kalkınma” anlayışıyla yaklaşmaya devam edeceklerini belirten TOBB Başkanı, “Avrupa Birliği katılım sürecinin gerekleri ile Birleşmiş Milletler çerçevesinde yürütülen iklim değişikliği müzakerelerinde, ülkemiz pozisyonunun oluşmasına katkı sağlamak istiyoruz. Şeffaf ve ilgili tüm kesimlerin katılım ve katkısıyla oluşturulacak pozisyonların meşruiyet temeli daha sağlam olacaktır. Meşruiyet temeli sağlam olan müzakere pozisyonlarını bürokratlarımız daha rahat savunacaktır” ifadesini kullandı.

-Bakan Eroğlu: “Ağaçlandırma ve erozyon kontrolünde dünyada lideriz”

TOBB'daki konferansta ''İklim Değişikliği ve AB Sürecinde Sanayi'' konulu sunum yapan Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ise, Türkiye'nin Kyoto Protokolü ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçevesi Sözleşmesi'ne taraf olduğu anımsattı.

Türkiye'nin iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı en hassas bölgeler arasında yer aldığına dikkati çeken Bakan Eroğlu, sera gazı emisyonunun azaltılması için enerji, ulaştırma, atık, tarım, ormancılık ve arazi kullanımı konusunda önemli çalışmalar yaptıklarına işaret etti.

Türkiye'de ağaçlandırma konusunda birçok ülkeye örnek olacak çalışmaların yapıldığını belirten Eroğlu, ''Ağaçlandırma ve erozyon kontrolünde dünyada lideriz'' diye konuştu. Ağaçlandırma ve erozyonla mücadele için milli seferberlik başlattıklarını anımsatan Eroğlu, Türkiye'de yapılan çalışmaların birçok ülkeye örnek olduğunu söyledi.

Türkiye'nin AB müzakereleri kapsamında 21 Aralık 2009'da çevre faslını açtığını anlatan Bakan Eroğlu, bu faslın yaklaşık maliyetinin 60 milyar avro olacağını ifade etti.

Çevre faslı kapsamında su, atık, hava, endüstriyel kirlilik ve doğa koruma konularında yapılması gereken çalışmalar hakkında bilgi veren Eroğlu, ''Çevre adına attığımız her adım, vatandaşın sağlık harcamalarında eksilme sağlıyor. Çevreyi ne kadar temizlersek vatandaşın sağlık, ilaç harcamaları o kadar azalır'' dedi.

-''AB bizi mutlaka kapıdan içeri almalı''

Bakanlığın idari kapasitesinin artırılması konusunda önemli adımlar attıklarını anlatan Eroğlu, Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilatı Kuruluş Kanunu'nda bir değişiklik yaparak Çevre İdaresi Başkanlığı adı altında hareketli bir kurum kurmayı planladıklarını belirtti.

Atık yönetimi konusunda da katılımcılara bilgi veren Eroğlu, elektronik atıkların toplanmasının önemli olduğunu, Çin'in dünyadaki tüm elektronik atıkları topladığını bildirdi.

AB sürecine önem verdiklerini de kaydeden Veysel Eroğlu, şöyle konuştu:

''Bizim küresel iklim değişikliği ile mücadele etmemiz şart. AB ile ilgili gerekli müzakereleri yapacağız. Bunun yaparken de iş adamları ve sanayicilerle birlikte yapacağız. 'Her şeyi biz biliriz' mantığı yanlıştır. Masanın öbür tarafına da geçerek, o taraftaki insanları da dinleyerek bunu birlikte yapacağız. Bu tüm kuruluşlar için de şarttır. Sizleri dinlemeye hazırız, yeter ki hep beraber iyi niyetli olalım ve bir hedef koyarak ona doğru ilerleyelim.

Türkiye'den çekinmesinler. Türkiye gerçekten AB için yeni bir şevktir, yeni bir heyecandır, yeni bir enerjidir ve AB için olmazsa olmaz bir şarttır. Biz de gerek ekonomimizi düzeltmek gerek AB mevzuatına uymak için her türlü çalışmayı yapacağız. Sırf AB istiyor diye yapmıyoruz, bizim milletimiz her şeyin en iyisine layık onun için bunları yapıyoruz.''

Bakanlık olarak çevre izinlerini tek elden ve elektronik ortamda vermeye başladıklarını anımsatan Bakan Eroğlu, daha önce 5 çeşit çevre izni ve 17 çeşit lisansın olduğunu, bunların alınması için de 199 belgeye ihtiyaç duyulduğuna dikkati çekti.

 
-Verheugen: “İklim değişikliği tüm ülkelerin gündeminde”

TOBB Başkan Danışmanı ve Avrupa Komisyonu Eski Başkan Yardımcısı Günter Verheugen de, iklim değişikliği konusunun tüm ülkelerin gündeminde en üst sıralarda olduğunu belirterek, 2000-2009 döneminde en sıcak 10 yılın yaşandığını, dünyanın sıcaklık artışı, deniz seviyesinde artış, çölleşme, buzullarda azalma gibi tehlike ile karşı karşıya kaldığını söyledi.

Küresel ısınmada, karbondioksit ve metan salınımındaki artış, fosil yakıtların kullanımı, tarımsal ve sanayi faaliyetlerinin büyük etkisi olduğunu anlatan Verheugen, küresel ısınma ile mücadele çalışmalarının bölgesel olarak değil, küresel bir görev olarak algılanması gerektiğini vurguladı.

AB'nin, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin emisyonlarını yüzde 15-30 oranında azaltılmasını teşvik ettiğini belirten Verheugen, ancak, Çin, Hindistan, Brezilya gibi ülkelerin gerekli çabayı göstermemesi durumunda çalışmaların hiçbir anlam ifade etmeyeceğini, o yüzden bu ülkelerin desteğine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

İklim değişikliği ile mücadele konusunda Türkiye'de halkın bilinçlendirilmesi ve desteğinin önemine işaret eden Verheugen, üretim ve tüketim modellerinde değişikliğin de bir mantalite değişikliğini beraberinde getirmek zorunda olduğunu kaydetti.

Verheugen, ''ben Türkiye'yi, AB'nin iklim değişikliği ile mücadele politikasına katılmaya çağırıyorum. Çevre faslıyla ilgili müzakerenin bitmesini beklemeden bunu yapması gerekiyor. Çünkü Türkiye, her koşulda bunu yapmak zorunda kalacak, ne kadar erken olursa o kadar iyi'' diye konuştu.

Konuşmaların sonunda ''AB Proje döngü eğitimine'' katılanlara Bakan Eroğlu ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu tarafından sertifikaları verildi. Törende ayrıca Hisarcıklıoğlu tarafından Bakan Eroğlu'na da bir plaket sunuldu.




Cembureau


TÇMB, Avrupa Çimento Birliği üyesidir.


EUPAVE



TÇMB, Avrupa Beton Kaplama Birliği üyesidir.


YÜF



TÇMB, Yapı Ürünleri Üreticileri Federasyonu üyesidir.


Madenciler Sektörü Başkanlık Konseyi

 

TÇMB, Madenciler Sektörü Başkanlık Konseyi üyesidir.


 
KÇK



KÇK, bir TÇMB iktisadi işletmesidir.


EÇKA



(Eğitim,Çevre,Kalite, Araştırma), bir TÇMB iktisadi işletmesidir.


Çimento ve Beton Dünyasi


Betonart
 


 
AUCBM

TÇMB, Arap Çimento ve Yapı Malzemeleri Birliği ile işbirliği içindedir.