- İstatistikler
- 2010 Yılı Eğitim Programı
- Üye Fabrika Listesi
- Çimento Fabrikaları Haritası
- Ar-Ge 2010 Fiyat Listesi
- Bağlantılar
- Beton Yollar
- Beton Bariyerler
Eklenme tarihi: 05 NİSAN 2010 - Okunma Sayısı: 454
| Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan İğnebekçili, “Global rekabet ortamında, Türk Çimento Sanayii son yıllarda yaptığı büyük atılımla, Avrupa’nın en büyük üreticisi ve aynı zamanda ihracatçısı konumuna yükselmiştir. Ancak Sektörümüz global rekabet ortamında Sürdürülebilir Kalkınmaya odaklanırken, yüksek enerji maliyetleri ve fazla kapasite gibi sorunlarla da başa çıkmak zorundadır” dedi. Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB), 1 Nisan 2010 Perşembe günü düzenlediği yıllık değerlendirme toplantısında sektörün geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. TÇMB Başkanı Adnan İğnebekçili ve TÇMB Yönetim Kurulu üyelerinin, geçmiş döneme dair verileri değerlendirip 2010 ve 2011 yıllarına dair beklentilerini paylaştığı toplantıda, ihracata daha büyük önem verilmesi gerektiğinin altı bir kez daha çizildi. |
![]() |
Türkiye’de 2009 yılı sonu itibariyle 47’si entegre, 17’si öğütme olmak üzere toplam 64 çimento fabrikası bulunduğunu, bunların 20’sinin 1 milyon tondan fazla klinker üretimi yaptığını vurgulayan İğnebekçili, “2009 yılında toplam çimento üretimi 59,2 milyon ton, iç tüketim ise 42.7 milyon ton civarında gerçekleşti. Ülke genelinde iç satışlar geçen sene ile aynı seviyededir. Ancak pazar, coğrafi bölgeler itibariyle çok büyük farklılıklar göstermektedir. Örneğin, 2009 yılında, Marmara ve Ege bölgelerinde %15’in üzerinde bir daralma yaşanırken, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, tam tersine benzer oranlarda büyümenin gerçekleştiğini görüyoruz. Bu farklılaşma ekonomik faaliyetlerin yüksek olduğu bölgelerde, krizin etkisinin daha yüksek olmasından kaynaklanmaktadır” şeklinde konuştu. |
Sektörü olumsuz yönde etkileyen önemli unsurlardan birinin çimento üretim maliyetlerinin yaklaşık %60’ına tekabül eden yakıt ve elektrik maliyetleri olduğuna dikkat çeken İğnebekçili, mevcut eksikliklerin bir an önce tamamlanarak, AB ülkelerinde benzer sektörlerde yaygın kullanılan atık yağlar ve eski araç lastiklerinin öncelikle atık yakıt olarak kullanımının önünün açılması gerektiğini söyledi.
İğnebekçili: “2010 yılını toparlanma yılı olarak görmeliyiz.”
TÇMB tarafından açıklanan verilere göre, son 5 yıl içinde yapılan yatırımlarla yurt içi klinker üretim kapasitesi %56’lık bir artışla 40.3 milyon tondan 63 milyon ton seviyesine çıktı. Bu kapasitenin hepsinin kullanılması durumunda Türkiye’de 75 milyon ton civarında çimento üretimi gerçekleştirilebilecek. Bu kapasitenin tam olarak kullanılabilmesi için, ihracatı dikkate almaz isek, yurt içi pazarın % 75 büyümesi gerekir.
TÇMB Başkanı İğnebekçili, konuya ilişkin görüşlerini şöyle dile getirdi: “Mevcut konjektürde böylesine bir artışın daha uzun yıllar mümkün olamayacağını biliyoruz. Ülkemiz genç nüfusu ile yüksek altyapı ve konut ihtiyacına rağmen böylesine hızlı bir büyümeyi sağlayacak yeterli finansman imkanına sahip değildir. Bu durumda, iç piyasalardaki durgunluğun kısa sürede ortadan kalkmayacağını da dikkate alarak, sektörümüzün daha uzun yıllar fazla kapasite sorununu yaşayacağını kabul etmemiz gerekir. Bu nedenle de, sektör oyuncularının mümkün mertebede dış piyasalara ağırlık vererek üretim planlaması yapması ya da düşük kapasiteyle çalışma realitesini kabul etmesi şarttır.

2009 yılında başlatılan ihracat hamlesinin 2010 yılında da sürdürülerek, toplam ihracatın (çimento ve klinker) 20 milyon ton düzeyinde devam ettirilmesi elzemdir. 2009 yılında çimento ihracatında 2008 yılına oranla %48 oranında yükseliş elde edilmiştir. Özellikle Afrika pazarlarına ihracatın artması ve geleneksel pazarlarımız olan Irak ve Suriye’de talebin büyümesi, çimento ihracat rakamını rekor seviyede artırarak 16,5 milyon ton seviyesine çıkarmıştır.
Tüm bu olumlu havaya rağmen, toparlanmanın bundan önceki yıllarda olduğu gibi yüksek boyutlarda olmasını beklememeliyiz, düşüncesindeyim. Global krizin ABD’nin ardından AB ülkelerinde de giderek derinlik kazanması ile, Avro Bölgesi Ekonomileri’nde ortaya çıkan sorunlar, krize yeni boyutlar kazandırmaktadır. Bu gelişme ülke ekonomimiz adına da yeni riskleri gündeme getirebilir. Bu nedenle yakın ve orta vadeli tahminlerde temkinli duruşumuzu muhafaza etmenin daha doğru olacağına inanmaktayım. Bu nedenledir ki, 2010 yılını toparlanma yılı olarak görmeliyiz. Krizde yeni şokların yaşanmaması halinde ise, 2011’den itibaren dengeli bir büyüme sürecine girmemiz makul bir beklenti olacaktır..”
TÇMB Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Adnan İğnebekçili’nin konuşması için tıklayınız.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |||









.gif)
